Zekeriyaköy’de Hayat, Eksik Bir Şeyi Tamamlamakla Güzel
Zekeriyaköy’de bazı günler planla başlamaz.
Öğleye doğru mutfakta limonun bittiği fark edilir. Akşam sofraya birileri gelecekmiş gibi hissedilir; henüz kimse davet edilmemiş olsa bile. Bahçedeki sandalyelerin minderleri güneşe çıkarılır. Sonra evden çıkılır.
Bu küçük çıkışların kendine özgü bir rotası vardır.
Bazen yol Köyiçi’ne düşer. Bir fırının önünde kısa bir durak, elde henüz sıcakken taşınan ekmek, kaldırımda karşılaşılan tanıdık bir yüz… Bazen Uskumruköy yönünde biraz daha uzayan bir yol seçilir. Oraya varınca insan yalnızca alışveriş yapmaz; şehirden birkaç kilometre daha uzaklaşmış gibi olur.
Zekeriyaköy’de hayatın güzelliği biraz da bu küçük sapmalarda saklıdır.
Ev için alınacak birkaç şey, günün tamamını değiştirebilir. Bahçedeki masaya yeni bir örtü. Akşam yemeği için mevsimin ilk mantarı. Çocuk odasına unutulmuş bir kitaplık lambası. Ya da sadece pazar kahvaltısında kullanılmak üzere seçilmiş, kokusu mutfağa yayılan birkaç dal taze nane.
Şehir merkezinde ihtiyaçlar genellikle hızla karşılanır. Liste yapılır, alışveriş tamamlanır, gün devam eder.
Zekeriyaköy’de ise ihtiyaç, bazen bahaneye dönüşür.
Bir şey almak için çıkılır; dönüşte Kilyos yönünden esen havanın değiştiği fark edilir. Yolun kenarındaki ağaçların rengi izlenir. Arabanın camı biraz aralanır. Eve dönmek için seçilen yol, günün en sakin anı hâline gelir.
Bu yüzden Zekeriyaköy’de yaşamak yalnızca bahçeli bir evde yaşamak değildir. Günlük hayatın küçük parçalarına yeniden temas etmektir.
Bir cumartesi sabahı, evdeki eski bir sandalyeyi tamir etmeye karar vermek.
Bir pazar günü, Demirciköy tarafına doğru uzanan yolda mevsimin havasını koklamak.
Sarıyer’e inerken “akşam balık mı alsak?” diye düşünmek.
Ya da hiçbir şeye ihtiyaç yokken, yalnızca dışarı çıkıp eve biraz daha keyifle dönmek.
Zekeriyaköy büyüdükçe çevresindeki hayat da büyüdü. Yeni duraklar, yeni alışkanlıklar, daha hareketli günler eklendi. Ama bölgenin asıl karakteri hâlâ aynı yerde duruyor: Hayatın yalnızca yapılacaklar listesinden ibaret olmadığı fikrinde.
Burada ev, günün sonunda dönülen bir yerden fazlasıdır.
Bazen eve giderken alınan sıcak ekmektir.
Bazen bahçeye bırakılan bir saksıdır.
Bazen akşamüstü uzayan yolculuktur.
Ve zamanla insan şunu anlar:
Zekeriyaköy’de ait olmak, adresi bilmek değildir.
Eve dönerken hangi küçük detayı özlediğini bilmektir.