Gayrimenkulde hep aynı sorular sorulur.
Kaç metrekare?
Kaçıncı kat?
Otopark var mı?
Asansör?
Bina kaç yıllık?
Hepsi önemli. Ama kabul edelim, bazı evlerin meselesi bunların biraz ötesinde.
Çünkü Nişantaşı’nda 150 metrekare her zaman 150 metrekare değildir.
Bir evin salonundan ağaç görürsünüz, diğerinde karşı apartmanın mutfağında ne piştiğini tahmin edebilirsiniz. İkisinin de ilanında “ferah” yazabilir ama hayat her zaman ilan metni kadar iyimser değildir.
Bazen bir evi değerli yapan şey mutfağındaki marka değil, sabah ışığının salona nasıl girdiğidir. Bazen de asansörden iner inmez gördüğünüz apartman holü size o bina hakkında emlak danışmanından daha fazla şey anlatır.
Nişantaşı’nın bu konuda kendine has bir huyu var.
Aynı sokakta, birbirine birkaç bina mesafede iki daire düşünün. Benzer metrekare, benzer kat, benzer bina yaşı.
Biri size “burada yaşarım” dedirtir.
Diğeri “bir düşüneyim” diye başlar.
İşte gayrimenkulde asıl fark çoğu zaman o iki cümlenin arasındadır.
Bir apartmanın giriş kapısı, merdivenleri, tavan yüksekliği, korunmuş detayları bazen dairenin içindeki tadilattan bile daha fazla karakter taşır.
Eski bir mermer zemin, pirinç korkuluklar, yıllardır yerinde duran ahşap bir kapı…
Teknik olarak sizin değildir.
Ama her gün sizindir.
Aynı şey pencere için de geçerli.
İstanbul’da herkes Boğaz manzarası aramıyor. Bazen insanın istediği tek şey karşı binayla arasında makul bir mesafe olması.
Biraz gökyüzü.
Biraz ağaç.
Biraz da komşunun kahvaltısına istemeden dahil olmamak.
Lüks bazen düşündüğümüzden çok daha sade.
Sessizlik.
Işık.
Mahremiyet.
Sokağa çıktığınızda sevdiğiniz bir kahvecinin yakın olması.
Eve dönerken yolun size iyi hissettirmesi.
Bunların hiçbiri tapuda yazmaz ama evin değerine fazlasıyla karışır.
Bu yüzden bir evi değerlendirirken yalnızca metrekaresine bakmak bize hiçbir zaman yeterli gelmedi.
Elbette emsal fiyatlara, bina yaşına, kata ve yatırım değerine bakıyoruz.
Ama biraz da şu sorulara bakıyoruz:
Bu ev sabah nasıl uyanıyor?
Akşam nasıl hissediliyor?
Penceresinden ne görünüyor?
Binadan çıktığınızda nasıl bir hayat başlıyor?
Çünkü iyi bir gayrimenkul sadece dört duvardan oluşmaz.
Biraz sokaktır.
Biraz mimaridir.
Biraz ışık.
Biraz da o eve ilk girdiğinizde içinizden geçen, ama ilan açıklamasına yazamadığınız o cümledir.
Bizim için iyi evin ölçüsü biraz da budur.
Metrekare hesabı yapılır.
Ama his hesabı hâlâ biraz daha zor.