Bazı Pencereler Dışarıyı Göstermez, İçinizi Gösterir

Bazı Pencereler Dışarıyı Göstermez, İçinizi Gösterir

İnsan, yaşadığı evi çoğu zaman fark etmez.

Sabah aynı pencereyi açar.

Aynı masaya oturur.

Aynı kapıdan çıkar.

Sonra bir gün, hiçbir şey değişmemişken ev değişmeye başlar.

Duvarlar küçülmez.

Tavan alçalmaz.

Manzara da aynıdır.

Ama insanın hayatı genişledikçe, yaşadığı yer ona başka sorular sormaya başlar.

“Burada gerçekten dinlenebiliyor musun?”

“Burada çocukların nasıl büyüyecek?”

“Burada pazar sabahları nasıl geçiyor?”

“Buraya dönmek seni gerçekten mutlu ediyor mu?”

Bu soruların cevabı çoğu zaman metrekarelerde yazmaz.

İlan başlıklarında da.

Çünkü iyi bir evin en değerli özelliği, ölçülebilen bir şey değildir.

Biz bunu yıllar önce Nişantaşı’nda öğrendik.

Bir daireyi özel yapan bazen tarihi cephesi değildi.

O evin içinde kurulmuş hayattı.

Her sabah aynı fırından alınan ekmek.

Kapıda selam verilen komşu.

Perşembe akşamları aynı masada buluşan dostlar.

Bir semt, insanın alışkanlıklarını güzelleştirdiğinde değer kazanıyordu.

Belki de bu yüzden bugün Zekeriyaköy’e baktığımızda ilk gördüğümüz şey villalar olmuyor.

Başka bir yaşam biçimi görüyoruz.

Sabah perdeyi açtığınızda gökyüzünün gerçekten odanın bir parçası olduğu evler görüyoruz.

Akşam yemeğinin aceleyle yenmediği masalar görüyoruz.

Çocukların eve girmek istemediği yaz akşamları görüyoruz.

Pazar gününün pazartesiye hazırlık değil, gerçekten pazar olduğu bir hayat görüyoruz.

Zekeriyaköy’ün en büyük ayrıcalığı doğaya yakın olması değil.

Doğanın hayatın içine karışmış olması.

Orman burada manzara değildir.

Komşudur.

Mevsimler takvimde değişmez.

Sokağınızda değişir.

İlkbaharı ağaçlar haber verir.

Sonbaharı yürüdüğünüz yol.

Kışı şöminenin sesi.

Yazı ise açık kalan kapılar.

Biz Nişantaşı Partners olarak her yeni bölgeye aynı soruyla bakıyoruz.

“Burada nasıl bir hayat yaşanır?”

Çünkü bir evi gerçekten anlamanın yolu, planını incelemek değil, o evde geçen sıradan bir salı gününü hayal edebilmektir.

Nişantaşı bize iyi yaşamın şehirle kurduğu ilişkiyi öğretti.

Zekeriyaköy ise aynı hayatın doğayla da kurulabileceğini gösterdi.

Belki bu yüzden bizim için bu iki semt birbirinin alternatifi değil.

Birbirini tamamlayan iki farklı cümle.

Ve bazen insan, hayatının en doğru kararını yeni bir eve taşınırken değil…

Kendine nasıl bir hayat istediğini dürüstçe sorduğunda veriyor.