Bir Davanın Gölgesinden Bir Aile Hikâyesine: İnayet Apartmanı’nda Nişantaşı’nın Gizli Soy Ağacı

Bir Davanın Gölgesinden Bir Aile Hikâyesine: İnayet Apartmanı’nda Nişantaşı’nın Gizli Soy Ağacı

Teşvikiye Caddesi’nde yürürken binaların isimlerini okumak, Nişantaşı’nda küçük bir şehir arşivi gezmek gibidir. Bazı isimler aile adı taşır; bazıları güç, servet ya da geçmişe dair bir iddia. Bazılarıysa tek kelimeyle bir dünya kurar: Hürriyet, Fazilet, İnayet…

İnayet Apartmanı, ismi itibarıyla semtin en zarif binalarından biri sayılabilir. İnayet; iyilik, lütuf, ihsan, kayra demek. Fakat Nişantaşı’nda bir apartman isminin her zaman binanın içindeki hayata dair masum bir ipucu olduğunu düşünmemek gerekir. Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi’nde, apartmanlara büyük erdemlerin adını veren ailelerle ilgili o ince, hafif acımasız gözlemini yapar: Bazen isimler, hayatın gerçeğinden çok sahiplerinin olmak istediği şeyi anlatır.

İnayet Apartmanı’nın hikâyesinde ise isimden daha güçlü olan şey, birbirine bağlanan hayatlar.

Bugün Teşvikiye Caddesi’nin en hareketli hattında, Pamuk Apartmanı’na da yakın bir noktada duran yapı; eski Şadiye Sultan Konağı arazisinin bir bölümü üzerinde yükseliyor. 1920’lerde bu araziyi satın alan isim, dönemin ünlü dava vekillerinden, gazeteci, yazar ve çevirmen Haydar Rifat Yorulmaz.

Haydar Rifat Bey, yalnızca Nişantaşı sakini olarak değil, erken Cumhuriyet’in en hareketli zihinlerinden biri olarak da hatırlanmalı. Karl Marx, Engels, Lenin, Balzac, Tolstoy ve Dostoyevski gibi isimlerin eserlerini Türkçeye ilk kazandıran çevirmenlerden; hukuk, basın ve fikir dünyası arasında yaşayan bir karakter. O yıllarda bir apartman dairesinde sadece aile hayatı kurulmazdı: Davalar hazırlanır, çeviriler yapılır, siyasi tartışmalar sürer, gazeteler okunur ve şehir hakkında kararlar alınırdı.

İnayet’in hikâyesi, Haydar Rifat Bey’in hukuk hayatındaki en çarpıcı olaylardan biriyle düğümleniyor.

1921 yılında, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin eski İçişleri Bakanı Behbud Han Cevanşir, Pera Palas önünde düzenlenen bir saldırıda öldürülür. Yanında bulunan kardeşlerinden Cemşit Cevanşir de ağır yaralanır. İstanbul kamuoyunu uzun süre meşgul eden ve tarihe Torlakyan Davası olarak geçen bu olayda Cemşit Bey’in avukatı Haydar Rifat Yorulmaz olur.

Sonrası, Nişantaşı’na özgü bir hayat örgüsü.

Cemşit Cevanşir, avukatı Haydar Rifat Bey’in kızı Fatma Hamiyet Hanım ile evlenir. Böylece hukuk ilişkisi aile ilişkisine dönüşür. Ardından Cemşit Bey, kayınpederinin satın aldığı arazi üzerine İnayet Apartmanı’nı yaptırır. Bir apartmanın arsasında, bir davanın etkisi; apartmanın adında ise bir ailenin yeni hayatı vardır.

Nişantaşı’nın eski binaları tam da bu yüzden yalnızca mimari eser değildir. Bir dairenin kapısını çaldığınızda, bazen bir akrabalık bağının, bazen unutulmuş bir mahkeme dosyasının, bazen de İstanbul’un Pera’dan Teşvikiye’ye uzanan sosyal haritasının izine rastlarsınız.

İnayet Apartmanı’nın sakinlerinden biri de Haydar Rifat Bey’in kızı Semiramis Hanımdır. 1927’de Münih Tıp Fakültesi’nden mezun olan Semiramis Hanım, Türkiye’nin erken dönem kadın doktorları arasında yer alır. Çocuk hastalıkları uzmanlığı yapar; eşi Ekrem Behçet Bey de kulak-burun-boğaz alanında çalışır. Bu bilgi, bugünün Nişantaşı’sında çok tanıdık bir sahneyi geçmişe bağlar: Bir apartman, bir yandan evdir; bir yandan da muayenehane, danışma noktası, meslek hayatının merkezi.

Ailenin sonraki kuşaklarında da hekimlik devam eder. Cemşit Cevanşir ile Hamiyet Hanım’ın oğlu Behbut Cevanşir, kulak-burun-boğaz alanındaki çalışmalarıyla bilinen bir doktordur. Ayşe Kulin’in anılarında da Behbut Bey’in muayenehanesinin İnayet Apartmanı’nın giriş katında olduğu; Kulin’in çocukluğunda bademciklerinin burada alındığı anlatılır.

Bir apartmanın giriş katındaki muayenehane, bugün bize sıradan gelebilir. Oysa eski Nişantaşı’nda bu, semtin gündelik hayatının merkezlerinden biriydi. İnsanlar doktora gitmek için apartman kapısından içeri girer; asansörün önünde komşulara rastlar; dönüşte Teşvikiye Caddesi’nde bir işe uğrar, belki tanıdığı biriyle karşılaşırdı. Apartman, özel hayat ile şehir hayatının birbirine karıştığı bir eşikti.

Haydar Rifat Yorulmaz’ın 1942’deki vefat haberinde naaşının İnayet Apartmanı’ndan alınacağı yazması da binayla bağının ne kadar kalıcı olduğunu gösteriyor. Teşvikiye, İnayet, aile, hukuk ve çeviri dünyası… Hepsi aynı adres çevresinde toplanıyor.

Bugün İnayet Apartmanı’nın önünden geçerken, tabelalardan ve vitrinlerden önce ismine bakmak gerek. Çünkü bu isim, sadece estetik bir tercih değil. Bir ailenin, erken Cumhuriyet İstanbul’unda kurduğu hayatın; Pera Palas önünde başlayan ağır bir davanın; Münih’te eğitim almış kadın bir doktorun; Nişantaşı’nda kapısı çalınan bir muayenehanenin ve kelimeleri Türkçeye taşıyan bir avukatın ortak hafızası.

Teşvikiye’nin apartmanları, geçmişi yüksek sesle anlatmaz.
İnayet de anlatmıyor.

Ama dikkatle bakana, bir binanın bazen bütün bir aile romanı olduğunu fısıldıyor.

Araştırma notu: İnayet Apartmanı’nın 1920’lere uzanan kuruluş hikâyesi, Haydar Rifat Yorulmaz ve Cemşit Cevanşir bağlantısı, Torlakyan Davası, aile içindeki hekimlik ilişkileri ve yapının konumuna dair bilgiler Nilay Örnek’in İnayet Apartmanı araştırmasına dayanır.