Vali Konağı’nın Karşısında İki Kardeş: Sümer ve Marmara Apartmanları’nın İçindeki Resimler

Vali Konağı’nın Karşısında İki Kardeş: Sümer ve Marmara Apartmanları’nın İçindeki Resimler

Nişantaşı’nda bazı binalar uzaktan bile insanın dikkatini toplar. Bunun için çok gösterişli olmaları gerekmez; bazen cephedeki oran, demir kapının ardındaki loşluk ya da yapının sokağa “Ben buradayım” deme biçimi yeterlidir.

Vali Konağı Caddesi’nde, İstanbul Valiliği’nin karşısında yan yana duran Sümer ve Marmara Apartmanları da böyledir. İlk kez gören birinin “Bu iki binada başka bir şey var” diye düşünmesi çok muhtemel. Çünkü gerçekten vardır: yalnızca apartman değil, bir mimarın sinemadan konuta, şehir hayatından sanatın içine uzanan dünyasının iki güçlü parçasıdır onlar.

Yapımına 1929–1930’da başlanıp 1932’de tamamlanan Sümer ve Marmara Apartmanları, mimar Rafael Alguadişimzasını taşır. Alguadiş’in adı Nişantaşı dışında da İstanbul’un kültür hayatına karışır. Eski adıyla Melek Sineması, sonra Emek Sineması olarak bildiğimiz yapının; Opera, Artistik ve Miramar gibi dönemin önemli sinema ve yapılarının arkasındaki isimlerden biridir.

Bu yüzden Sümer ve Marmara’yı yalnızca iki konut binası olarak okumak eksik kalır. Onlar, İstanbul’un seyir kültürünü şekillendiren bir mimarın Nişantaşı’na bıraktığı iki kardeştir.

Cephelerinde Art Nouveau’nun kıvrımlı, zarif dünyasından izler; daha yalın, daha geometrik Art Deco anlayışına yaklaşan detaylar bulunur. İstanbul’un modernleşme arzusunun mimariye yansıdığı yıllardır bunlar. Konak hayatının geride kaldığı, apartmanın ise yalnızca “çok katlı ev” değil, yeni bir hayat biçimi olduğu dönem.

Asansörlü, yüksek tavanlı, gösterişli girişli apartmanlar; eski İstanbullu aileler için hem dünyaya açılmanın hem de kendi çevresini korumanın yolu olmuştur. Sümer ve Marmara da tam bu geçiş anının mimarisini taşır. İçlerinde hâlâ konakların ağırbaşlılığını, dışlarında ise Cumhuriyet’in hızlanmak isteyen şehir hayatını hissedersiniz.

Ama bu iki apartmanı asıl özel yapan şey, kapıdan içeri girince başlar.

Girişlerde Nikolay Kalmikoff imzalı duvar resimleri vardır. Rus Devrimi sonrasında İstanbul’a gelen ve burada Naci Kalmukoğlu adıyla da bilinen ressam, 1930’larda birçok yapının iç mekânına resimleriyle dokunmuştur. Sümer ve Marmara’nın girişleri de onun fırçasıyla, günlük hayatın geçip gittiği bir sahanlıktan küçük bir sanat alanına dönüşür.

Bugün apartman girişleri çoğu zaman aceleyle geçilir: Kargo bırakılır, kapı açılır, asansöre binilir, yukarı çıkılır. Oysa Sümer ve Marmara’da içeri girmek, bir zamanlar apartmanın yalnızca barınma değil, estetik bir deneyim olarak düşünüldüğünü hatırlatır. Duvara asılmış sonradan seçilmiş bir tablodan değil, binanın kendisi için yapılmış bir resimden söz ediyoruz.

Bu çok Nişantaşı’na özgü bir inceliktir.

Sokakta telaş vardır; arabalar, teslimatlar, toplantılar, kahveler, telefonlar… Ama kapının ardında, neredeyse yüz yıldır aynı duvarlarda duran bir resim, bütün bu hızın karşısında sessizce yerini korur. Şehrin en değerli lüksü de belki budur: değiştirmeden taşıyabilmek.

Rafael Alguadiş’in ismi, apartmanların yapımından tam 81 yıl sonra, 2013’te cepheye yerleştirilen bir tabelayla yapıda görünür hâle gelir. Yaşarken binalarına adını yazmayan mimarın isminin yıllar sonra yeniden binaya dönmesi, İstanbul’da nadir rastlanan güzel bir vefa hareketi. Bir yapının mimarını hatırlamak, sadece doğru bir bilgi vermek değildir; o binayı yeniden bir “eser” olarak görmektir.

Sümer ve Marmara Apartmanları bugün de Vali Konağı’nın karşısında, Nişantaşı’nın hızına karşı kendi ritimleriyle duruyor. Fazladan katların ve değişen şehir siluetinin içinden hâlâ seçilebilmeleri, onların güçlü tasarımından geliyor.

Belki de bu iki yapı bize şunu söylüyor: Nişantaşı’nın zarafeti yalnızca vitrinlerinde değil. Asıl zarafet, demir bir kapının arkasında saklanan bir duvar resminde; bir mimarın uzun yıllar sonra hatırlanan isminde; yan yana yaşlanmayı başarmış iki apartmanın suskun dostluğunda.

Araştırma notu: Sümer ve Marmara Apartmanları’nın 1932 tarihçesi, mimar Rafael Alguadiş, Nikolay Kalmikoff’un giriş duvar resimleri ve mimarın isminin 2013’te cepheye eklenmesine dair bilgiler Marmara ve Sümer Apartmanları araştırmasından derlenmiştir.