Teşvikiye’de Bir Kayboluş Hikâyesi: Karaosmanoğlu Apartmanı’nın Eski Adı, Eski Sakinleri

Teşvikiye’de Bir Kayboluş Hikâyesi: Karaosmanoğlu Apartmanı’nın Eski Adı, Eski Sakinleri

Teşvikiye Caddesi’nde bazı apartmanlar vardır; cephelerine bakınca insan, binadan önce içeride yaşanmış bir tartışmayı, yarım kalmış bir aşkı ya da aceleyle kapatılmış bir kapıyı merak eder. Karaosmanoğlu Apartmanı tam da bu apartmanlardan biri.

Bugün çoğu kişinin önünden geçip gittiği, bir kısmının da içeri yalnızca bir muayenehaneye giderken girdiği bu yapı, 1928 tarihini hâlâ üstünde taşıyor. Fakat binanın ilk adı Karaosmanoğlu değil: Bir zamanlar burası Polikar Apartmanıolarak biliniyor.

İsmini, inşaat ve ziraat malzemeleri ticareti yapan, dönemin hayır kampanyalarında adı sıkça geçen Vitalis M. Polikar’dan alıyor. Teşvikiye’deki apartman isimleri bazen sahiplerinin kartviziti gibidir; ama Polikar’ın hikâyesi, sıradan bir bina sahipliğinin ötesine geçiyor. Çünkü bu apartman, 1930’ların gazetelerinde bir tür kayıp adam hikâyesiyle görünür oluyor.

O adam, avukat, yazar ve çevirmen Haydar Rifat Yorulmaz.

Haydar Rifat Bey, Marx’tan Balzac’a, Tolstoy’dan Dostoyevski’ye uzanan geniş bir tercüme dünyasını Türkçeye taşıyan isimlerden biridir. Fakat o yıllarda adı sadece kitapların kapağında değil, gazetelerin adliye sayfalarında da geçer. Dönemin güçlü Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’la yaşadığı sert hukuk mücadelesi, onu kamuoyunun en çok konuşulan isimlerinden birine çevirir.

1930’da mahkeme Haydar Rifat Bey hakkında iki yıl hapis cezası verir. Ardından gazetelerde aynı soru dolaşmaya başlar: “Nerede?”

Rodos’a mı gitti? Münih’e mi kaçtı? Sınırı geçti mi?

Muhabirler Teşvikiye’deki Polikar Apartmanı’na kadar gelir. Onu evde bulamazlar; ama ailesiyle konuşurlar. Gazetelerin aktardığına göre evdekiler, Haydar Rifat Bey’in yurt dışına kaçmadığını, davaları için başka şehirlerde bulunduğunu söyler. Bir anda Teşvikiye’deki zarif bir apartman, Cumhuriyet’in erken dönemindeki büyük bir hukuk kavgasının kulisine dönüşür.

Düşünün: Bugün vitrini, kaldırımı, hızlı akan trafiğiyle bambaşka ritimde çalışan Teşvikiye Caddesi’nde; bir zamanlar kapısı gazeteciler tarafından çalınan, içeride “Acaba nerede?” diye konuşulan bir daire var.

Polikar Apartmanı’nın en dikkat çekici taraflarından biri de girişidir. Eski haberlerde ve yapı araştırmalarında sözü edilen çift heykelli giriş, binanın Art Nouveau’ya göz kırpan süsleme anlayışını ele verir. Asansörüyle, yüksek tavanlarıyla ve dönemin apartman konforunu taşıyan ayrıntılarıyla, yalnızca ikamet edilen değil, kendini gösteren bir yapı olarak tasarlanmıştır.

Sonra yıllar geçer; apartman el değiştirir, adı değişir, hikâyeleri çoğalır.

1940’larda Varlık Vergisi sürecinde Vakıflar’a geçen yapı, daha sonra Karaosmanoğlu Ailesi Vakfı tarafından satın alınır. Bu dönemle birlikte binanın adı da değişir. Uzun süre Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile anılması ise apartmana bambaşka bir gölge düşürür.

Yakup Kadri deyince sadece bir yazar değil, bir dönem gelir akla: Ankara, diplomatlık, romanlar, memleket meseleleri, eski İstanbul’un çözülüşü. Kiralık Konak’ın ve Sodom ve Gomore’nin yazarıyla anılan bir binanın Teşvikiye’de durması, semtin kendi ruhuna da çok yakışıyor. Çünkü Nişantaşı hiçbir zaman yalnızca şık giyinenlerin semti olmadı; devlet adamlarının, gazetecilerin, yazarların, doktorların, aile sırlarının ve uzun öğle yemeklerinin de semtiydi.

Apartmanın giriş katı yakın dönemde sanat dünyasının da adreslerinden biri olmuştu. Şekerbank tarafından kurulan Açık Ekran, burada yaklaşık on yıl boyunca video ve yeni medya sanatına odaklanan sergiler düzenledi. Ulay’dan Ayşe Erkmen’e, Refik Anadol’dan Ali Kazma’ya uzanan bir çizgide, binanın yarı zemin katı ekranların ışığıyla doldu. Bir zamanlar kayıp bir avukatın peşine düşen gazetecilerin geldiği yerde, yıllar sonra video sanatının karanlık odaları kurulmuştu.

Nişantaşı’nın en güzel tarafı belki de bu: Hiçbir hikâye tamamen kaybolmuyor. Sadece kat değiştiriyor.

Polikar adı siliniyor, Karaosmanoğlu geliyor. Gazetecilerin telaşı gidiyor, sanat izleyicisinin sessizliği geliyor. Ardından başka işletmeler, başka kapılar, başka insanlar…

Ama binanın cephesine biraz dikkatle bakınca, 1928 hâlâ orada.

Ve Teşvikiye’nin en iyi dedikoduları gibi, bütün sırlar tam anlatılmadan yaşamaya devam ediyor.

Kaynak notu: Yapının 1928 tarihçesi, Vitalis Polikar bağlantısı, Haydar Rifat Yorulmaz’ın apartmanla ilişkisi, erken dönem basın kayıtları, Varlık Vergisi sonrasındaki mülkiyet süreci ve Açık Ekran dönemi için Karaosmanoğlu (Polikar) Apartmanı araştırması esas alınmıştır.