Salt Galata: Para Kasalarından Sanatın Labirentlerine

Salt Galata: Para Kasalarından Sanatın Labirentlerine

Galata’nın o dik yokuşlarından aşağıya, Karaköy’e doğru indiğinde, hani o devasa sütunları ve mimarisiyle seni bir anda Avrupa’nın bir başkentindeki opera binasındaymışsın gibi hissettiren bir bina vardır ya; işte orası Salt Galata.

1892’de ünlü mimar Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen bu bina, aslında meşhur Osmanlı Bankası’nın genel merkeziydi. Bir zamanlar imparatorluğun parasına yön veren o devasa kapıların arkasında bugün sergiler, kütüphaneler ve tarih kokan bir araştırma merkezi var.

İki Yüzlü Bir Bina: Galata ve Karaköy Arasında

Salt Galata’nın en ilginç yanı, aslında “iki yüzlü” olmasıdır. Ama bu kötü anlamda değil! Binanın Bankalar Caddesi’ne bakan ön cephesi ne kadar Neoklasik ve ağırbaşlıysa; arkadaki Voyvoda Caddesi’ne (Karaköy tarafı) bakan cephesi de o kadar Oryantalist ve hareketlidir. Sanki mimarı Vallaury; “Bir yüzümle Avrupa’ya, diğer yüzümle İstanbul’un o güzel Doğu dokusuna bakıyorum,” demek istemiştir.

Para Kokan Labirentler ve Banka Müzesi

Eğer binanın en alt katına, yani o meşhur kasa dairesine inersen, tüylerin biraz diken diken olabilir. Kalın çelik kapılar, derin kasalar ve loş ışıklar… Eskiden burada altın külçelerini ve imparatorluğun hazinesini bekleyen nöbetçiler vardı. Bugün ise o kasaların içinde sergiler yapılıyor.

Banka Müzesi bölümünde, eski Osmanlı banknotlarını, tozlu hisse senetlerini ve bir zamanlar bu binada çalışan memurların el yazısıyla tuttuğu defterleri gördüğünde; Galata’nın sadece eğlence ve sanat değil, aynı zamanda hırslı bir ticaret merkezi olduğunu bir kez daha anlıyorsun.

“Robinson Crusoe 389” ve O Muazzam Kütüphane

Beni bu binada en çok heyecanlandıran şey ise kütüphanesi! O yüksek tavanlı, ahşap detaylı ve dev pencereli çalışma alanı… İçeri girdiğinde insanın bir anda Nobel ödüllü bir yazar gibi hissedişi tesadüf değil. Hele bir de meşhur kitapçı Robinson Crusoe 389’un oradaki rafları arasında kaybolmak, Galata’da yapılabilecek en “havalı” ve huzurlu şeylerden biridir.

Merdivenlerde Bir Mola

Binanın ortasındaki o meşhur merdivenleri gördün mü hiç? Her katında bir başka dönemle karşılaşırsın. En üst katına çıktığında ise restoranın balkonundan Haliç’e bakmak, sanki binanın o ağır tarihinden bir anlığına sıyrılıp denizin ferahlığıyla buluşmak gibidir.

Salt Galata, paranın soğukluğu ile sanatın sıcaklığının iç içe geçtiği, Galata’nın o gri ama büyüleyici ruhunu en iyi yansıtan binalardan biri. Burası artık bankerlerin değil, İstanbul flaneur’lerinin (şehir gezginlerinin) ve sanatseverlerin evi.