Nişantaşı İnsanı Yaz Gelince Nereye Gider? Türkbükü mü Yalıkavak mı?

Nişantaşı İnsanı Yaz Gelince Nereye Gider?

İstanbul’un ilginç bir huyu var.

Ne kadar severseniz sevin, yaz gelince size usulca kapıyı gösteriyor.

Temmuz sıcağı bastırınca herkesin aklına aynı soru düşüyor.

“Nereye kaçsak?”

Ama kaçmak kelimesi biraz haksızlık.

Çünkü aslında kimse İstanbul’dan vazgeçmiyor.

Sadece ona kısa bir mola veriyor.

Nişantaşı da bunun en güzel örneği.

Kış boyunca Teşvikiye’nin kaldırımlarını aşındıran insanlar, yaz gelince ortadan kayboluyor gibi görünür.

Sonra bir bakıyorsunuz…

Bir kısmı Bodrum’da.

Bir kısmı Göcek’te.

Kimisi Çeşme’de.

Kimisi ise hiç beklemediğiniz kadar sessiz bir köşede.

Çünkü ilginçtir…

Nişantaşı insanı kalabalığı sever ama gürültüyü pek sevmez.

İyi restoranları sever ama rezervasyon savaşlarını değil.

Şık olmayı sever ama gösterişi değil.

Belki de bu yüzden Bodrum’un da kendi içinde bir Bodrum’u vardır.

Yalıkavak başka konuşur.

Türkbükü başka.

Gündoğan bambaşka.

Ve Cennet Koyu…

Orası zaten kimseye bir şey anlatmaya çalışmaz.

Biraz Nişantaşı gibidir.

Kendini bilenlerin bildiği yerlerden.

Aslında yaşadığımız yerler birbirine sandığımızdan daha çok benziyor.

Teşvikiye’de sevdiğiniz şey neyse…

Bodrum’da da onu arıyorsunuz.

Sabah yürüyüşü yapabileceğiniz sokaklar.

İyi kahve.

İyi mimari.

Denize bakınca gerçekten dinlenebildiğiniz bir manzara.

Çünkü insan şehir değiştirse bile karakterini değiştirmiyor.

Sadece manzarasını değiştiriyor.

Biz bunu yıllardır görüyoruz.

Kışın Nişantaşı’nda ev baktığımız birçok kişiyle yazın Bodrum’da karşılaşıyoruz.

Sonra sonbahar geliyor.

İstanbul yeniden serinliyor.

Teşvikiye’deki kafeler dolmaya başlıyor.

Aynı insanlar bavullarını kapatıp evlerine dönüyor.

Çünkü bazı şehirler tatil içindir.

Bazıları ise hayat.

Nişantaşı ikincisi.

Bodrum ise bazen insanın nefes aldığı uzun bir cümle.

İkisine de ihtiyaç var.